Bu, Stoacı felsefenin en doğrudan ve meydan okuyan ifadelerinden biridir. "Seni kızdıran herkes senin sahibi olur" ifadesiyle Epictetus, kontrolü kaybettiğin ve birinin sözlerine öfkeyle tepki verdiğin her an, huzurunun anahtarlarını ona teslim ettiğini ortaya koyar.

Bu köle, öğretmen haline gelerek, hissettiklerinin esiri olmaman gerektiğini öğretir. Aslında, seni rahatsız eden şey, uyaran değil; onunla ilgili yaptığın yargıdır. Ve işte burada gücün yatmaktadır.

Gücünü Geri Kazanmanın Stoacı Yöntemi

Epictetus'un bu felsefesi, bir provokasyon hissettiğin anda kullanabileceğin bir egzersize dönüştürülebilir.

1. Tuzak içine düştüğünü fark et

Biri seni kızdırdığında, öfkenin ortaya çıkmasından önce bedenin sana haber verir. Bazı belirtiler, karında bir düğüm, göğüste bir sıcaklık dalgası, çenenin gerginleşmesi gibi hislerdir. Bunu hissettiğin anda, tek yapman gereken bir duraklama yapmak ve aceleci bir şey yapmamaktır. Sadece derin bir nefes al.

2. Kendine anlattığın hikayeyi sorgula

Öfke neredeyse hiçbir zaman olayın bir tepkisi değildir. Aslında, genellikle olanları yorumlamandan kaynaklanır. O yüzden, gerçekliği kendi anlatından ayırmaya çalışmalısın. Kendine ne olduğunu (gerçek) ve yargının ne anlama geldiği hakkında kendine ne hikaye anlattığını sor.

Örneğin, eğer partnerin bulaşıkları yıkamamışsa, onun seni umursamadığını ve zamanına saygı duymadığını düşünmen normaldir. Ancak, muhtemelen bunu unutmuştur. Öfkeyi besleyen şey, olay değil, hikayedir.

3. Stratejik duraklamadan sonra cevabını seç

Olayı yorumundan ayırdığında, daha özgürce hareket edebileceğin bir alan yaratmış olursun. Artık değerlerinle uyumlu bir şekilde nasıl yanıt vereceğini seçebilirsin. Hangi cevabın daha faydalı olduğunu ve olmak istediğin kişiyle daha uyumlu olduğunu sorgula.

Örneğin, eğer partnerin bulaşıkları yıkamadıysa, bir tartışma başlatmak yerine, ona daha sonra sakin bir şekilde, bulaşıkların böyle görünmesi durumunda kendini bunalmış hissettiğini söyleyebilirsin. Ardından, olası bir çözümü sormak için ona danışabilirsin.

Bazen Sınırlar Koymalısın

Öfkeyle tepki vermemek, kabul edilemez davranışları tolere etmek anlamına gelmez. Aslında, sağlam ve sakin bir şekilde bir sınır koymak (örneğin: "Eğer bu tonla konuşursan bu konuşmaya devam etmeyeceğim") öfke patlamasından çok daha güçlü bir tepkidir. Böylece, öz kontrolünü koruduğunda, sınırlarını etkili bir şekilde savunmana yardımcı olacak bir netlik elde edersin.

Bu anlamda, Epictetus'un dersini uygulamak, daha bilinçli kararlar almanı sağlar. Seni rahatsız eden bir şey karşısında duraksayıp cevabını seçtiğinde, içsel özgürlüğünü güçlendirirsin.

Bunu uygulamaya başlamak için, seni rahatsız eden küçük bir şey seç. Bugünkü tek görevin, bu durum gerçekleştiğinde bedenindeki sinyalleri tespit etmek ve tepki vermeden önce bir derin nefes almak.