Mary Wollstonecraft'ın, modern feminist düşüncenin öncüsü, "Kadınlara erkekler üzerinde güç değil, kendileri üzerinde güç istiyorum" sözü, kişisel özerkliği anlamak için güçlü bir rehber olmaya devam ediyor. Onun önerisi, hiyerarşileri tersine çevirmek ya da başkalarını yönetmek yerine, her kadının kendisini akıl, bağımsızlık ve içsel özgürlükle yönetme yeteneğini savunmaktır.
Günümüzde "güçlenme" bazen dış görünüm, öne çıkma baskısı veya mükemmeliyet talepleriyle karıştırılırken, onun mesajı özüne dönmeye, kendi karar verme alanını genişletmeye ve dış beklentilerden değil, inançla seçim yapmaya davet ediyor. Aşağıda, bu sözü günlük hayatınıza nasıl uygulayabileceğinizi anlatıyoruz.
1. Gerçek güçlenme ile performansı ayırt etmek
Wollstonecraft'ın sözü, genellikle karışan iki yolu ayırt etmeye yardımcı olur. Bir yanda, içten gelen gerçek güçlenme; bu, özerkliği, zihinsel netliği ve kendi hayatını sürdürme yeteneğini güçlendiren kararlarla inşa edilir. Diğer yanda ise, dışarıda "güçlü" görünen ama aslında sosyal baskı, onay ihtiyacı veya geride kalma korkusuna yanıt veren performans vardır.
Gerçek güçlenme sergilenmeyi gerektirmez. Bu, ne düşündüğünüz, ne seçtiğiniz ve ne yaptığınız arasındaki tutarlılıkta kendini gösterir. Oysa performans sürekli bir onay gerektirir ve yıpranmışlık hissi bırakır.
2. Seçimlerinizi genişleten kararları önceliklendirin
Kendini yönetmek, her şeyi kontrol etmek anlamına gelmez; manevra kabinizi artıran seçimler yapmak anlamına gelir. Günlük hayatta bu, küçük ama birikimli kararlarla somutlaşır. İlginizi çeken bir şey öğrenmek, zihinsel sağlığınıza dikkat etmek, makul sınırlar koymak, finansmanınızı düzenlemek, ihtiyaç duyduğunuzda yardım istemek veya fazla gerekçe göstermeden hayır demek gibi.
Her seçim, sizin üzerinizde güç kazanmanızı sağlar. Bu, birine karşı bir güç değil, daha fazla netlik ve daha az duygusal veya pratik bağımlılıkla yaşamak için bir güçtür. Wollstonecraft, başkalarıyla rekabet etmeyi değil, kendi merkez ağırlığını güçlendirmeyi önerir.
3. Hareket etmeden önce kendinize sorun: Bunu inançla mı yoksa baskıyla mı yapıyorum?
Bu kriter, şüphe anlarında bir çapa işlevi görür. Bir sorumluluğu kabul etmeden, kendinizi zorlamadan veya önemli bir karar almadan önce, bir an durup kendinize sorabilirsiniz: "Bu benim arzumdan mı yoksa yerine getirme, hoşnut etme ya da hayal kırıklığına uğratmama baskısından mı kaynaklanıyor?"
Samimiyetle yanıt vermek her zaman köklü değişikliklere yol açmaz, ancak önemli ayarlara yol açar. İşleri farklı bir ritimle, farklı bir anlamla veya daha net sınırlarla yapmak. Özerklik, sizi tutarlılığa geri döndüren bu eylemlerde inşa edilir.
4. Gerçekçi sınırı hatırlayın: Her şey bireysel iradeye bağlı değildir
Wollstonecraft özerkliği savunuyordu, ancak bağlamın öneminin de farkındaydı. Tüm kadınlar aynı noktadan başlamaz ve aynı fırsatlara, desteklere veya maddi koşullara sahip değildir. Bu nedenle, bu söz, mutlak bir yeterlilik talebi olarak ya da bir şey beklenildiği gibi gitmediğinde suçluluk hissetme daveti olarak yorumlanmamalıdır.
Rehber, kontrol edebileceğiniz alanları genişletmek, sizin dışınızdaki şeyler için kendinizi cezalandırmamaktır. Olgun bir özerklik, dışsal etkenleri tanır, ancak bunlar içinde kendi karar verme alanlarını geliştirmekten vazgeçmez.
Mary Wollstonecraft'ın sözünü uygulamanın basit bir yolu, size güç veren günlük bir eylem seçmektir; örneğin, bir fikri düzenlemek, acil olmayan bir yükümlülüğü ertelemek, bir konuşmada netlik istemek, önceliklerinizi gözden geçirmek veya dinlenmek için izin vermek, gerekçe göstermeden. Bu, küçük ama sürdürüldüğünde, öz yönetim hissini güçlendiren eylemlerdir.
Yorumlar
(10 Yorum)