Hemen hemen hepimiz birçok kez otomatik pilotta çalışıyoruz. Bir sürücü önümüze geçiyor ve öfkeyle kornaya basıyoruz ya da eleştirel bir e-posta alıyoruz ve savunmaya geçiyoruz. Eylem-tepki döngüsünde yaşıyoruz ve bu durum bizi koşulların insafına bırakıyor.
Ancak, Holokost'tan sağ kurtulan psikiyatrist Viktor Frankl, bize özgürleştirici bir fikir bıraktı. Ona göre, "Uyarıcı ile tepki arasında bir alan var. O alanda seçim yapma gücümüz var."
Bu, olayları kontrol edemediğimizde bile, nasıl tepki vereceğimizi seçme özgürlüğümüzü her zaman koruduğumuz anlamına geliyor. Bu karmaşık görünebilir, ancak bu zihinsel beceri eğitilebilir. Bunu başarmanın yollarını aşağıda öğretiyoruz.
Seçim Alanı Oluşturmanın 4 Yolu
Bir sonraki zorlu uyarıcı ile karşılaştığınızda, içgüdüsel bir şekilde tepki vermeden önce bu dört ilkeyi uygulamayı deneyin.
1. Duraksayın
Sizi rahatsız eden bir yorumla veya bir hayal kırıklığı anında, ilk eyleminiz hiçbir şey yapmamak olmalıdır. Tepki vermeyin ya da yanıt vermeyin. Sadece duraksayın ve derin, yavaş bir nefes alın.
2. Bir soru sorun
O duraksama anında, değerlerinize yönelik bir soru sorarak akıl yürütmenizi aktif hale getirin. Basit bir soru, reaktif olmaktan niyetli olmaya geçişi sağlayabilir. "Bana neden böyle oluyor?" yerine, "Bu durumda olmak istediğim kişi olmama hangi yanıt yardımcı olur?" ya da "Gerçek amacım nedir?" gibi sorular sorun.
3. Olası yanıtları keşfedin
İçgüdüsel tepki, yalnızca bir seçeneğiniz olduğunu düşündürür. Ancak, duraksarsanız, her zaman farklı seçenekleriniz olduğunu göreceksiniz. İlk içgüdünüze alternatif olarak en az iki seçeneği değerlendirin.
Örneğin, bir meslektaşınız işinizi eleştirirse, ilk içgüdünüz kendinizi savunmak veya karşılık vermek olabilir. Ancak, durumu analiz etmek için bir an ayırırsanız, "Yorum için teşekkürler. Üzerinde düşünmek için zamana ihtiyacım var" ya da "Daha iyi anlamam için bana somut bir örnek verebilir misin?" şeklinde yanıt vermeyi tercih edebilirsiniz.
4. Eğer içgüdü çok güçlü ise bir engel ekleyin
Bazen otomatik tepki çok güçlü olabilir. Bu durumlarda, bu tepkiyi gerçekleştirmeyi zorlaştırın. Eğer içgüdünüz bağırmaksa, sesinizi fısıldamaya düşürün. Eğer öfkeli bir mesaj göndermek istiyorsanız, cep telefonunuzu kapatın ve on dakika boyunca başka bir odada bırakın.
Bu beceriyi eğitmek, bir daha asla öfkelenmeyeceğiniz veya hayal kırıklığına tepki vermeyeceğiniz anlamına gelmez. Bu duygular insani ve hepimiz onları bir zamanlar hissederiz. Mükemmel bir sükunete ulaşmaktan ziyade, amaç bu duyguların davranışınızı kör bir şekilde yönlendirmesine izin vermemektir.
Bazen içgüdüsel olarak tepki vereceksiniz ve bu normaldir. Pratik, bir sonraki sefer yeniden denemektir. Günlük anlarda kararlarınızı geliştirmekle ilgilidir, sarsılmaz biri haline gelmekle değil. Frankl'ın bize öğrettiği gibi, başınıza gelenler ile onlarla ne yaptığınız arasındaki o küçük alanda, seçim ve büyüme gücünüz bulunuyor.
Yorumlar
(0 Yorum)