Karar vermek bazen uzar gider. Birinin iş değiştirmek, bir eğitime geri dönmek ya da kişisel bir projeye başlamak istediğini düşün. Seçenekleri gözden geçirir, senaryoları karşılaştırır ve doğru seçim olup olmadığını tahmin etmeye çalışırsın. Zamanla, hiçbir şey netleşmez ve fikir askıya alınır.

Bir noktada, dışsal bir şey bu dengeyi bozar. Bir konuşma, bir e-posta, yaklaşan bir tarih. Temel sorunu çözmez ama ona farklı bir açıdan bakmaya zorlar. İşte burada küçük adımlar atmak, beklemekten daha anlamlı hale gelir.

Her Şeyi Bilmeden Başlamak

Martin Luther King'e atfedilen bu söz, harekete geçmek için tüm manzaranın tamamını beklememek gerektiğine işaret ediyor. Bu, doğaçlama ya da saf bir iyimserlik önermez, aksine bazı kararların ancak başlandıktan sonra anlaşılabileceğini kabul etmektir.

Pratikte, bu bir ölçek ayarlaması anlamına gelir. Tüm planı tanımlamak yerine, şu anda yapılabilecekleri belirlemek üzerine odaklanmak gerekir. Gönderilen bir e-posta, bekleyen bir konuşma, sınırlı bir deneme. Küçük eylemler, yolu kapatmaz ama onu başlatır.

Bu ilk adım, sonucu garanti etmez ya da tüm şüpheleri ortadan kaldırmaz. Ancak spekülasyonu gerçek bilgiyle değiştirir. Buradan itibaren, karar vermek soyut bir egzersiz olmaktan çıkar ve somut deneyimlere dayanır.

İlk Adım: Filtre Olarak Kullanmak

Bu fikri kullanmak, onu bir sisteme dönüştürmek ya da sabit bir rutine uymak anlamına gelmez. Zihnin senaryolarla dolduğu zamanlarda karar vermek için bir kriter olarak daha iyi çalışır. Bunaltıcı bir durumla karşılaştığında, filtre basittir: Şu anda mümkün bir eylem seç, her şeyi çözmesini beklemeden.

Bu ilk adım, iddialı ya da kesin olmak zorunda değildir. Değeri, gerçek ve sınırlı olmasıdır. Tüm planı tehlikeye atmadan ya da seçenekleri kapatmadan yapılabilecek bir şey. Eylem somut hale geldiğinde, belirsiz bir vaat olmaktan çıkar ve net bir referansa dönüşür.

Bu şekilde uygulandığında, odak değişir. Artık ilk seferde doğruyu bulmak değil, bilgi edinmek önemlidir. Her küçük adım, daha önce mevcut olmayan bir şeyi gösterir: neyin sürdürülebilir olduğunu, neyin ayarlanması gerektiğini ve neyin elenmesi gerektiğini. Düşünmek bu tür yanıtlar sunmaz. Eyleme geçmek, hatta en küçük ölçekte bile, bunu sağlar.

İlginizi Çekebilir: 7 kendine güven geliştirme alışkanlığı

İlerlemek Sonucu Garantilemez, Ama Yön Verir

Burada net bir sınır koymak önemlidir. Yol her zaman beklediğin gibi “belirmez.” Bazen ilk adım, o doğru yön olmadığını ya da gereken çabanın hayal ettiğinden farklı olduğunu ortaya çıkarır. Bu, eylemi geçersiz kılmaz; aksine, onu haklı çıkarır.

Yaygın bir hata, bu ifadeyi garanti edilmiş bir başarı vaadi olarak yorumlamaktır. Değildir. Değeri, harekete geçmenin genellikle beklemekten daha fazla yön verdiğini kabul etmektir. Beklenen sonuç elde edilmediğinde bile, ilerleme daha bilinçli kararlar almanı sağlar.

Bu şekilde kullanıldığında, Martin Luther King'e atfedilen bu fikir ilham verici bir slogan olmaktan çıkar ve pratik bir araç haline gelir. Kör bir inanç ya da zorla bir iyimserlik talep etmez. Sadece, birçok durumda, yolun yürüyerek oluştuğunu kabul etmeye davet eder.