Sözü Danimarkalı 19. yüzyıl filozofu Søren Kierkegaard'a atfedilen bu ifade, belirli trajedilerden bahsetmez; daha sessiz bir gerilimden, kimliğimizden kopuk yaşamaktan söz eder. “Kim olduğun olmamak”, başkalarının beklentilerini karşılamak için bir karakter gibi hareket etmek anlamına gelirken, kendi değerlerimiz, önceliklerimiz ve sınırlarımızla olan bağlantımızı kaybetmemize yol açar.
Bu görünmez yıpranma, Kierkegaard'ın umutsuzluk dediği şeydir. Hayatta içsel bir tutarlılık hissetmeden ilerlemek. Bunu tanımak, otantikliği ve özgürlüğü yeniden kazanmanın anahtarıdır. Aşağıda, bunu nasıl tanıyacağınızı ve günlük yaşamınıza nasıl uygulayacağınızı anlatıyoruz.
1. Otomatik kararlar
Başka insanların beklediği şeyleri seçtiğinizde, bu sizin isteklerinizi sorgulamadan gerçekleşir ve hayatınız, sizi temsil etmeyen seçimlerle dolup taşar. Bu kopukluk, dışarıdan “doğru” görünse bile bir boşluk hissi yaratır.
2. İçsel tutarsızlık
Söyledikleriniz ve eylemleriniz, değer verdiğiniz şeyleri yansıtmaz. Dürüstlüğün öneminden bahsedersiniz, ancak bu fikre ters düşen tavizleri kabul edersiniz. Bu uyumsuzluk, sizi merkezinizden uzaklaştırır ve yıpratır.
3. Yıpranma hissi
Hedeflerinize ulaşırsınız, sorumluluklarınızı yerine getirirsiniz, ancak tatmin asla gelmez. Bu, enerjinizi bir karakteri sürdürmeye harcadığınızın ve kimliğinizle tutarlı bir hayat inşa etmediğinizin işaretidir.
4. Sürekli karşılaştırma
Başarı ölçünüz, başkalarının yaptıklarına bağlıdır. Eğer biri ilerliyorsa, siz geride kaldığınızı hissedersiniz. Bu sürekli karşılaştırma, pusulanızın dışarıda, içinizde değil olduğunun açık bir belirtisidir.
5. Duygusal bağlantı eksikliği
Duygularınız, yaptıklarınızdan kopuk veya sönmüş görünüyorsa, bu, kimliğinizden uzak yaşadığınızın bir işaretidir. Görevlerinizi yerine getirirsiniz, rutinlerinizi sürdürürsünüz, ancak heyecan veya anlam deneyimlemezsiniz. Bu duygusal bağlantı eksikliği, kararlarınızın daha çok zorunluluk üzerine kurulu olduğunu gösterir.
Kierkegaard’ın sözünü hayatınıza nasıl uygulayabilirsiniz
Bu fikir, günlük kararlarınız için pratik bir filtre haline gelebilir. Hareket etmeden önce, kendinize sorun “Bu, kim olduğuma mı yaklaştırıyor yoksa uzaklaştırıyor mu?”
Bunu bir rehber olarak kullanarak şunları yapabilirsiniz:
- Değerlerinizi yansıtan sadece taahhütleri kabul edin.
- Sizi besleyen projeleri seçin, sadece tanınma sağlayanları değil.
- Kimliğinizi çelişkiye düşüren şeylere “hayır” demeyi öğrenin.
- Size tutarlılık hissi veren küçük kararları kutlayın.
Küçük şeylerde kendini geri kazanmak
Kimlik kaybı nadiren tek bir olayda gerçekleşir; genellikle birikir. Aynı şekilde, geri kazanım da büyük dönüşümler gerektirmez. Günlük yaşamda elde edilir:
- Değerlerinize aykırı bir şey olduğunda “hayır” demek.
- Sizi besleyen şeylere, ne kadar kısa olursa olsun, zaman ayırmak.
- Sınırlarınızı suçluluk duymadan kabul etmek.
- Kendinizi yansıtan kararları kutlamak.
Her eylem, kendinize geri dönmenin bir yoludur.
Her şeyi hemen değiştirmek mümkün değildir. Hayatın bir parçası olan bağlamlar, sorumluluklar ve roller vardır. Ancak bu sınırlar içinde, tutarlılıkla kendinizi inşa etmek için her zaman bir alan vardır. Kierkegaard, en yaygın umutsuzluğun kimliğimizden kopuk yaşamak olduğunu hatırlatır ve çıkış yolunun kim olduğumuza yaklaştıran küçük kararları dikkate almakta yattığını söyler. Otantiklik bir anda kazanılmaz, adım adım inşa edilir ve bu inşada gerçek özgürlük bulunur.
Yorumlar
(5 Yorum)