Sigmund Freud'a, psikanalizin babasına atfedilen bu söz, şansın her zaman kolaylıkla sonuçlanmadığını gösteren bir paradoksu içermektedir. Freud için şanslı bir hayat, çaba, azim ve düşüncelerini şekillendiren engellerle yüzleşmeyi gerektiren bir hayattır.

Şansın genellikle sorunsuz yollarla ilişkilendirildiği günümüzde, bu düşünce bize çabanın ve minnettarlığın değerini yeniden düşünmemizi sağlıyor. Aşağıda, bu fikri günlük hayatta nasıl uygulayabileceğinizi ve “zor geliyorsa, benim için değil” düşüncesine karşı bir panzehir haline getirebileceğinizi anlatıyoruz.

1. Çabanın da bir şans biçimi olduğunu kabul etmek

Freud'un sözü, gerçek şansın her şeyin direnç göstermeden gerçekleşmesinde değil, zorlukların bize büyüme fırsatı vermesinde yattığını öne sürüyor. Çabanın hayatın bir parçası olduğunu kabul etmek, zorluklar arasında ortaya çıkan fırsatları değerlendirmemize yardımcı olur. Her zorluk, kendimizin daha sağlam bir versiyonuna giden bir basamak haline gelebilir.

2. Zorluk gerektiren şeylere minnettarlık göstermek

Minnettarlık genellikle çaba harcamadan aldığımız şeylerle ilişkilendirilir, ancak enerji harcamamızı gerektiren şeyler karşısında da gösterilebilir. Zor deneyimlere (karmaşık bir proje, sabır gerektiren bir ilişki, zaman isteyen bir öğrenme) teşekkür etmek, bunları dönüşüm fırsatları olarak görmemizi sağlar. Bu bakış açısı değişikliği, dayanıklılığımızı güçlendirir ve gelecekteki zorluklara hazırlanmamıza yardımcı olur.

3. “Zor geliyorsa, benim için değil” tuzağından kaçınmak

Günümüz kültüründe, anında sonuç beklemek yaygındır ve değerli olanın kolay olması gerektiği düşünülür. Ancak bu düşünce, süreklilik gerektiren projeleri terk etmemize yol açabilir. Freud'un sözünü hatırlamak, bu tuzağı aşmamıza yardımcı olur; zor olan şeyler mutlaka bir hata değildir, kalıcı bir şey inşa ettiğimizin işareti olabilir.

Bu bakışı uygulamak, başlangıçtaki rahatsızlığın sürecin bir parçası olduğunu kabul etmeyi ve direnci aştığımızda tatminin geldiğini anlamayı içerir.

4. Günlük küçük süreklilik pratikleri eklemek

Süreklilik, günlük alışkanlıklarda inşa edilir. Freud'un sözünün ruhunu yansıtan bazı pratikler şunlardır:

  • Her gün yeni bir şey öğrenmeye birkaç dakika ayırmak.
  • Motivasyon olmasa bile kişisel bakımda disiplinli kalmak.
  • Sonuçlar hemen gelmese bile yaratıcı veya iş projelerinde ısrarcı olmak.

Bu küçük görünen davranışlar, şansın azimle bulunduğu fikrini pekiştirir.

5. Zorluğu yolun bir parçası olarak yeniden yorumlamak

Freud, değerli olanın engeller olmadan ortaya çıkmadığını hatırlatır. Zorluğu sürecin doğal bir parçası olarak yeniden yorumlamak, hayal kırıklığını azaltmamıza yardımcı olur. Problemleri başarısızlık işareti olarak görmek yerine, uyum sağlama yeteneğimizi güçlendiren testler olarak anlayabiliriz. Bu bakış açısı, daha huzurlu ve güvenle ilerlememizi sağlar.

6. Tarihsel ve kişisel örneklerden ilham almak

Freud'un hayatı, birçok örnekten sadece biridir. Bilim, sanat ve felsefede büyük ilerlemeler, engellerle dolu yollarla ortaya çıkmıştır. Bu hikayelerden ilham almak, zorluğun bir engel değil, yenilik için verimli bir zemin olduğunu hatırlatır. Kendi hayatımıza da bakarak, çabanın bizi anlamlı başarılara götürdüğü anları tanıyabiliriz.

Freud'un sözü acı çekmeyi yüceltmeyi veya koşulların ağırlığını inkar etmeyi amaçlamaz. Aksine, çoğu zaman en iyi olan şeylerin inşa edildiğini, ortaya çıkmadığını kabul etmemizi teşvik eder. Bu anlamda şans, zorluğun yokluğu değil, onun üzerinden büyüme fırsatıdır. Minnettarlık, süreklilik ve zorlukları yolun bir parçası olarak yeniden yorumlamak, daha dolu ve dayanıklı bir yaşam sürmemizi sağlar.