Yıllar boyunca bizi takip eden ama nadiren sakin bir şekilde düşündüğümüz bazı ifadeler vardır. "Hayatını bir hayal yap, hayalini bir gerçekliğe dönüştür" bunlardan biridir. Defterlerde, sosyal medyada ve motivasyon konuşmalarında sıkça karşımıza çıkar ve genellikle içinde bir vaat barındırır: Bir şeyi güçlü bir şekilde istemek, onun gerçekleşmesi için yeterlidir. Ancak bu yorum çoğu zaman daha fazla baskı yaratır.
Gündelik deneyimlerde, farklı bir geleceği hayal etmek her zaman ilham verici olmayabilir. Bazen, o ideal görüntü mevcut zaman, enerji veya koşullar karşısında orantısız görünebilir. İşte bu noktada, Antoine de Saint-Exupéry'e atfedilen bu ifade, başka bir yorum kabul eder: Bunu büyük bir hedef olarak değil, önemli olanı yaptıklarınla birleştirmeye davet olarak görmek gerekir; radikal veya anında bir değişim talep etmeden.
Hayal kurmak kaçış değil, yön vermektir
Bu ifadede, "hayal" soyut bir fantezi değil, anlamlı bir yaşam biçimini projekte etme yeteneği olarak işlev görür: Kendi kimliğinle uyumlu bir şekilde çalışmak, yaratmak ve ilişki kurmak.
Bu şekilde anlaşıldığında, uzak bir hedef olmaktan çıkar ve karar verme çerçevesi haline gelir. İdeal bir sonucu tanımlamak yerine, somut seçimleri yönlendirmeyi amaçlar: Neyi sürdürmek gerektiği, neyin ayarlanması gerektiği ve neyin artık uyum sağlamadığı, zamanla bu ufkun değişmesi bile.
İstekten gerçeğe: köprü minimum eylemler
İfadenin ikinci kısmı genellikle en korkutucu olanıdır: "gerçekleştirmek". Pek çok kişi bunu büyük bir sıçrama olarak yorumlar, oysa hareket daha mütevazıdır. Bir hayali gerçeğe dönüştürmek, her şeyi başarmak değil, önemli olanla bugünkü eylemler arasındaki mesafeyi azaltmaktır.
Bunun basit ama tutarlı jestlerle görülebileceği: sizi heyecanlandıran bir fikre on beş dakika ayırmak, bir kararı değerlerinizle daha iyi uyumlu hale getirmek, garantisiz denemeler yapmak. Anahtar, eylemlerin gerçek olmasıdır, kahramanca değil. Küçük, tekrarlanabilir ve sürdürülebilir olmalıdır.
Bu yaklaşım motivasyonu korur. Heyecan ve terk etme döngülerinde yaşamak yerine, fazla öz baskı olmaksızın ilerleme inşa etmeye olanak tanır. Gerçeklik bir anda ortaya çıkmaz; mevcut sınırlar içinde mümkün eylemlerle şekillenir.
Her şey iradeye bağlı değildir (ve bu da önemlidir)
Bu ifadenin olgun bir yorumu, net bir sınır tanır: Her şey kontrol altında değildir. Koşullar, bağlam ve zamanlar etkilidir. Bir şeyi istemenin yeterli olduğunu düşünmek, sonuç gelmediğinde hayal kırıklığına veya suçluluğa yol açar, hatta çaba sarf edilse bile.
Bu nedenle, bu fikir içsel bir şiddet olmadan inşa etmeye davet olarak daha iyi işler: mevcut olanla ilerlemek, beklentileri ayarlamak ve her engeli kişisel bir başarısızlık olarak görmeden yönü korumak. Bazı projeler değişir, uyum sağlar veya yeniden tanımlanır ve bu hareketi bir vazgeçiş olarak değil, sürecin bir parçası olarak anlamak, tükenmeden yaratmaya devam etmenin yolunu açar.
Sonuç olarak, Saint-Exupéry'nin ifadesi, pratik yaratıcılığı savunan bir bakış açısı olarak okunabilir: Önemli olanı dramatize etmeden şekillendirmek. Niyetle hayal etmek, ölçülü hareket etmek ve gerçeğin adım adım inşa edildiğini kabul etmek. İşte burada, bir motivasyon sloganından çok, daha nazik ve daha gerçek bir şekilde yönlendirilmiş bir yaşam tarzı ortaya çıkar.
Yorumlar
(0 Yorum)